Dünyayı yaşlı liderlerin yönettiği sık sık söylenir. ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Türkiye ve Brezilya gibi büyük ülkelerin 70 yaşın üzerindeki liderler tarafından yönetilmesi de bu düşünceyi destekliyor. Buradan hareketle 70 yaş ve üzerindeki liderlerin sayıca çoğunlukta olup olmadığını ve yönettikleri ülkelerin dünya nüfusu, ekonomisi ve askerî gücü içindeki payını araştırdım.
Karl Mannheim’a göre kuşakları biçimlendiren, gençlik yıllarında yaşadıkları ortak tarihsel olaylardır. Geleceğe ilişkin kararların bu kararların sonuçlarıyla daha kısa süre yaşayacak bir kuşağın elinde toplanması, kuşakların öncelikleri arasında bir uyumsuzluk yaratabilir. Bununla birlikte yaşın, bir liderin düşüncelerini ve yönetim biçimini tek başına açıklamadığını unutmamak gerekir.
Henüz tamamlanmamış olan Dünya Siyasetini Şekillendiren Liderler araştırması, Eylül 2026 itibarıyla 195 ülkede yürütme gücünü kullanan liderleri kapsıyor. Liderleri yaşları, iktidarda kaldıkları süre, ideolojik konumları, siyasete giriş biçimleri ve siyasi aile bağlantıları bakımından sınıflandırdım. Ülkeler arasındaki büyüklük farkını hesaba katmak için Dünya Bankasının nüfus, GSYH ve askerî harcama verilerini kullandım. Aşağıda, başlıktaki soruyu yanıtlayan grafiği paylaşıyorum.
.
Başlıca bulgular
Yaş bilgisine ulaşılabilen 194 liderin yüzde 17,5’i 49 yaş ve altında, yüzde 53,6’sı 50–69 yaş arasında, yüzde 28,9’u ise 70 yaş ve üzerindedir.
En büyük grubu 50–69 yaş arasındaki liderler oluşturuyor. Ulusal liderliğe gelmek genellikle uzun bir siyasi, bürokratik veya mesleki kariyer gerektirdiği için bu sonuç şaşırtıcı sayılmaz.
70 yaş ve üzerindeki liderler ülkelerin yüzde 28,9’unu yönetirken dünya nüfusunun yüzde 65,4’ü bu ülkelerde yaşıyor.
Aynı ülkeler cari dolar üzerinden dünya GSYH’sinin yüzde 62’sini, satın alma gücü paritesine göre dünya GSYH’sinin yüzde 64,7’sini ve küresel askerî harcamaların yüzde 68,9’unu temsil ediyor.
49 yaş ve altındaki liderlerin yönettiği ülkelerin dünya nüfusundaki payı yüzde 8,3, cari dolar üzerinden dünya GSYH’sindeki payı yüzde 10, askerî harcamalardaki payı ise yüzde 12,7’dir.
İleri yaştaki liderlerin küresel güç içinde etkili olmalarında Hindistan, Çin, ABD, Endonezya, Pakistan, Nijerya, Brezilya ve Rusya gibi büyük ülkelerde ileri yaşlı liderlerin iktidarda olmaları belirleyicidir.
Görev süresi belirlenebilen 70 yaş ve üzerindeki liderlerin yüzde 41,2’si, ülkelerinin yönetiminde toplam on yıl veya daha uzun süre bulunmuştur.
Hem 70 yaşın üzerinde hem de en az on yıldır iktidarda bulunan liderler bütün ülkelerin yüzde 10,8’ini yönetiyor. Buna karşılık bu ülkelerde dünya nüfusunun yüzde 44’ü yaşıyor.
70 yaş ve üzerindeki liderlerin bir bölümü uzun süre iktidarda kalarak bu yaşa ulaşmıştır. Diğerleri siyasi kariyerlerinin ileri bir döneminde yönetime gelmiş veya iktidardan ayrıldıktan bir süre sonra yeniden iktidara gelmiştir.
İdeolojik konumu belirlenebilen 70 yaş ve üzerindeki 36 liderin 10’u ulusalcı-popülist sağ, 10’u sosyal demokrat veya demokratik sol, 8’i sosyalist, komünist veya devletçi sol, 7’si muhafazakâr veya ana akım sağ kategorisindedir. Liberal-küreselleşmeci kategoride yalnızca bir lider bulunmaktadır.
İleri yaştaki liderlik yalnızca sağ veya sol siyasetlere özgü görünmüyor. Liberal-küreselleşmeci çizginin bu yaş grubunda çok sınırlı kalması ise dikkat çekiyor.
Sendika veya toplumsal hareketlerden gelen liderlerin ortanca iktidar süresi yaklaşık sekiz, devlet veya asker kökenlilerin yedi, genç yaşta parti örgütlerinde siyasete başlayanların beş yıldır. İş veya meslek hayatının ardından siyasete girenlerde bu süre yaklaşık iki buçuk yıldır.
Siyasi aile bağlantısı bulunan liderler ortalama 49,4 yaşında, böyle bir bağlantısı bulunmayanlar ise yaklaşık 55 yaşında iktidara geliyor.
Siyasi aile bağlantısı bulunanların ortalama liderlik süresi 15,1, diğer liderlerin 6,7 yıldır.
Özetle, 70 yaş ve üzerindeki liderler sayıca çoğunlukta değildir. Buna karşılık dünya nüfusunun, ekonomik üretimin ve askerî kapasitenin yaklaşık üçte ikisini temsil eden ülkeleri yönetmektedirler. Bu anlamda, dünyayı yaşlı liderlerin yönettiğini söyleyebiliriz.


Holywood yeni konularla yeni riskler almak yerine ilk sürümünde para getiren filmlerin ikinci, üçüncü, hatta dördüncü uzatma ve uyarlamalarını çekmeyi yeğler ya gelişmiş ülke elitleri de öyle.
Çok kutuplu karmaşık bir dünyada denenmemişlerle risk almak istemiyorlar herhalde.