Günlük Küresel Görünüm – 10 Şubat 2026
Günün Yorumu
10 Şubat 2026 tarihli güncel gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, küresel sistemin tek bir düzenleyici mantıkla işlemediği açıkça görülmektedir.
Küresel yönetişim, ortak normlar ve kurallar üretmekten çok, büyük güçlerin ve blokların kendi stratejileri doğrultusunda belirsizlikleri sınıflandırma, sınırlandırma ve yönetme çabalarına dayanan fiilî bir yapı olarak sürdürülmektedir.
Bu yapıda güvenlik, hukuk, ekonomi ve siyaset alanları birbirleriyle iç içe geçmekte; dolayısıyla bu alanlara odaklanan Birleşmiş Milletler kapsamındaki uluslararası kuruluşlar, küresel yönetişim süreçlerinin dışında kalmaktadır.
İncelenen gelişmeler, küresel düzenin ortak çözümler üretebilen bir yapıdan uzaklaştığını; aksine, giderek daha fazla birbiriyle çelişebilecek farklı yollar üzerinden ilerlediğini göstermektedir.
Siyasi Ortam
Ermenistan – Amerika Birleşik Devletleri
Ermenistan ile ABD arasında sivil nükleer iş birliği anlaşması imzalanmıştır. Enerji alanında dışa bağımlılığı azaltma hedefi öne çıkarken, Güney Kafkasya’da yönetişim dengeleri, enerji ve altyapı kararları üzerinden yeniden şekillenmektedir.
Bangladeş – Çin – Hindistan
Seçimler öncesinde Çin’in Bangladeş’teki ekonomik ve diplomatik etkisi artarken, Hindistan ile ilişkiler gerilmektedir. Bangladeş, bölgesel güçler arasında denge arayışını iç siyasal meşruiyetle birlikte yürütmektedir.
Avustralya
İsrail Cumhurbaşkanı’nın ziyareti sırasında yaşanan protestolar ve sert polis müdahalesi, dış politika gerilimlerinin iç siyasette kamu düzeni ve güvenlik başlığı altında ele alındığını göstermektedir.
Hong Kong – Çin
Jimmy Lai’ye verilen uzun hapis cezası ve ardından yayımlanan güvenlik belgesi, ifade özgürlüğü ile devlet güvenliği arasındaki ilişkinin, merkezi otorite lehine yeniden tanımlandığını ortaya koymaktadır.
Ukrayna – Rusya
Pokrovsk çevresindeki çatışmalar sürerken, Donetsk bölgesi üzerindeki mücadele, savaşın kısa vadeli bir sonuçtan çok, uzun süreli bir yıpratma süreci olarak ele alındığını göstermektedir.
NATO – Amerika Birleşik Devletleri – Avrupa
NATO’da üst düzey komuta sorumluluklarının Avrupalı subaylara devredilmesi, ittifak içinde yük paylaşımı ve sorumluluğun yeniden dağılımına işaret ederken, stratejik kontrol büyük ölçüde ABD’de kalmaktadır.
Japonya – NATO
Japonya, Ukrayna’ya yönelik askerî tedarik programlarına katıldığı iddialarını reddetmiş; desteğini sivil ve ekonomik yeniden yapılanma çerçevesinde sürdürmeyi tercih etmiştir.
Birleşik Krallık
Başbakan Keir Starmer, parti içi kriz iddialarına rağmen güçlü destek almıştır. İç siyasette öncelik, yönetişim kapasitesinin korunması ve siyasal belirsizliğin sınırlandırılması olarak öne çıkmaktadır.
Meksika – Küba – Amerika Birleşik Devletleri
Meksika, ABD yaptırımları nedeniyle Küba’ya petrol sevkiyatını durdurmuş; insani yardımı ise sürdürmeyi seçmiştir. Ekonomik ve diplomatik baskılar, yardım ve ticaret ayrımı üzerinden yönetilmeye çalışılmaktadır.
İş Ortamı
Vietnam, EVN, PowerChina ve Vietnamlı Lilama şirketlerinden oluşan konsorsiyuma 974 milyon dolarlık sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) santrali ihalesi verdi.
→ Vietnam, hızla artan enerji talebini karşılamak amacıyla sıvılaştırılmış doğal gazı, kömürden çıkış sürecinde geçici fakat stratejik bir araç olarak konumlandırıyor.
→ Bu proje, enerji güvenliği, iklim hedefleri ve Çin ile ekonomik ilişkiler arasındaki hassas dengeyi yansıtıyor.
Petrol fiyatları, Amerika Birleşik Devletleri’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere yönelik yaptığı uyarıların ardından yükseldi; ardından sınırlı bir geri çekilme yaşandı.
→ Piyasa, ABD–İran arasındaki gerilimi tam anlamıyla bir kriz olarak değil; sürekli bir belirsizlik kaynağı olarak değerlendiriyor.
→ Jeopolitik riskler fiyatları yukarı yönlü baskılarken, henüz panik düzeyinde bir piyasa tepkisi görülmüyor.
Avrupa Birliği, Rusya’ya uygulanan yaptırımları ilk kez üçüncü ülkelerdeki limanları da kapsayacak şekilde genişletmeyi tartışıyor (örneğin Gürcistan ve Endonezya).
→ Yaptırımlar artık yalnızca üretimi değil; taşımacılık ve dolaşım altyapısını da hedef alıyor.
→ Enerji ticareti, giderek daha fazla jeopolitik denetim altına alınan bir alan hâline geliyor.
Hindistan Ulusal Petrol Şirketi (Indian Oil Corporation), Rusya’dan petrol alımını durdurarak Batı Afrika ve Orta Doğu’dan 6 milyon varil ham petrol satın aldı.
→ Hindistan, enerji tedarikinde yalnızca ekonomik hesapları değil; uluslararası diplomatik pozisyonunu da dikkate alıyor.
→ Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen ticaret görüşmeleri, ülkenin enerji tercihlerini doğrudan etkiliyor.
İlaç firması Novo Nordisk, Hims and Hers Health şirketine patent ihlali gerekçesiyle dava açtı.
→ Obezite ilaçları pazarında fikrî mülkiyet hakları, düzenleyici kurallar ve sağlık hizmetlerine erişim gibi başlıklar sert biçimde karşı karşıya geliyor.
→ Piyasa, yenilikçi ürünlerle “erişilebilir muadil” modeller arasındaki çatışmaya güçlü bir tepki gösterdi.
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (FED) yöneticilerinden Stephen Miran, Trump döneminde uygulanan gümrük tarifelerinin etkisinin sınırlı kaldığını öne sürdü.
→ Ancak bu görüş, güncel enflasyon verileri ve akademik çalışmalarla açık bir çelişki oluşturuyor.
→ Gümrük tarifeleri artık yalnızca bir dış ticaret aracı değil; kamu bütçesi, enflasyon, hukuk düzeni ve merkez bankası bağımsızlığı konularının da merkezinde yer alıyor.
Bu dönemde asıl avantaj, hızlı büyümeye çalışmak değil, yanlış adımlar atmaktan kaçınmak. Kazananlar, belirsizliği görmezden gelenler değil; onu önceden fark edip hazırlık yapanlar olacak.
Yönetici Kılavuzu
1. Enerjide ucuz fiyatın peşinden gitmeyin, kesinti riskini düşünün
Enerji fiyatları zaman zaman düşebilir. Ancak bu, arzın her zaman güvenli olacağı anlamına gelmez. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler, Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikindeki sıkışmalar, enerjide her an bir aksama yaşanabileceğini gösteriyor.
Bu yüzden enerjide sadece fiyatı düşünmeyin. Mümkünse tek bir kaynağa bağlı kalmaktan kaçının. Size sürekli ve güvenilir enerji sağlayabilecek tedarikçilerle çalışın. Enerji harcamalarınızı sadece muhasebe kalemi gibi değil, şirketin işleyişini etkileyebilecek bir risk alanı olarak yönetin.
2. Yaptırımlar lojistik zincirine uygulanıyor
Yaptırımlar yalnızca belirli ülkelere değil, o ülkelerle bağlantılı limanlara, taşıma rotalarına ve tedarik zincirinin herhangi bir halkasına da uygulanabiliyor. Örneğin Avrupa Birliği, Gürcistan veya Endonezya’daki limanlar üzerinden yapılan işlemleri bile mercek altına alabiliyor.
Bu nedenle, ürün ya da hizmeti kimden aldığınız kadar, o ürünün size nasıl ve nereden geldiğine de dikkat etmelisiniz. Tedarik zincirinizi baştan sona gözden geçirin. Sadece fiyat uygun diye karar vermek yerine, yasal riskleri de hesaba katın.
3. ABD ve Avrupa ile çalışıyorsanız, kuralların sabit olmadığını unutmayın
Amerika’da gümrük tarifeleri konusu kapanmış değil. Bir gün artırılabilir, ertesi gün kaldırılabilir ya da yargıya takılabilir. Yani bu alanda kurallar sürekli değişebilir.
Bu nedenle fiyatlamanızı yılda bir değil, daha kısa aralıklarla güncelleyin. ABD ve AB dışında en az bir yedek pazarınız mutlaka olsun. “Zaten geçer” diye bir konuyu ertelemek yerine, uyum planınızı bugünden hazırlayın.
4. Sağlık, gıda ve teknoloji gibi alanlarda regülasyon bir anda her şeyi değiştirebilir
Novo Nordisk’in açtığı dava şunu gösteriyor: Hukuki ve düzenleyici gelişmeler, ürünlerin piyasaya çıkış hızından bile daha hızlı ilerleyebilir. Yani bugün serbest olan bir şey, yarın yasaklanabilir.
İş modeliniz “muadil ürün” ya da “alternatif çözüm” gibi kavramlara dayanıyorsa, bir kez daha düşünün. Tek bir ürüne veya tek bir düzenlemeye bağlı kalmak risklidir. “Şimdilik sorun yok” diyerek yatırım yapmayın; gelecekte olabilecek değişimleri de göz önüne alın.
