İktisatçıları Değil İktisadı Konuşmak
Bunca yıl iktisat ve siyasal iktisat okudum. Dün, rahmetli hocam Prof. Dr. Merih Celasun’un bir koridor sohbetinde anlatmaya çalıştığı bir konu yeniden aklıma geldi. Dersten çıkmıştık. Hoca yorulmuştu; eli yüzü tebeşir içindeydi. O yıllarda ODTÜ’de kapalı mekânlarda tütün ürünleri kullanılabiliyordu. Piposunu yaktı. Etrafında toplanmış bizlere gülümseyerek baktı. Ders sonlarında öğrencilerin onunla sohbet etmesini bekler, bundan büyük keyif alırdı.
Konuşmanın nasıl başladığını şimdi tam hatırlamıyorum. Ama bir yerde sözü getirip bize şunu söylemişti: “İktisat garip bir disiplin.” Kendisinin lisans eğitimi mühendislikti. Ardından eklemişti: “İktisatçılar çoğu zaman iktisadı değil, iktisatçıları konuşur. Doğa bilimlerinde ve mühendislikte ise genellikle konu konuşulur; kimin ne dediği daha tali bir meseledir. Keşke iktisat da doğa bilimleri gibi olsa.”
Bu çok önemli bir gözlemdi. Ama iktisat, siyasal bir disiplin olduğu için, kimin ne dediğini ve neden dediğini konuşmak da mesleğin doğasında vardır. Hoca bunu elbette biliyordu. Zaten “keşke” derken kastettiği de buydu: iktisadın keşke daha fazla konuya, daha az kişilere odaklanan bir disiplin olabilmesi.
Dün bu anı zihnimde yeniden canlandı. Merih Hoca ile hayali bir sohbete girdim. “Hocam,” dedim, “dünya çok karıştı. Artık hangi iktisatçının ne dediğini tartışacak vaktimiz kalmadı. Beklemeden, ‘iktisat bugün için ne söylüyor?’ sorusuna kapsamlı biçimde yaklaşmamız gerekiyor. Geçmişten bugüne disiplinin zengin düşünce geleneklerinden, siyasal ve ideolojik tercih yapmadan, bize bırakılmış mirasın envanterini çıkarmalı ve bunu bir doğa bilimcinin titizliğiyle ortaya koymalıyız. Bunu yapabilirsek, önce içinde yaşadığımız anın ne kadar karmaşık olduğunu ve farklı iktisadi ilişkilerin hayatlarımızı nasıl etkilediğini daha iyi görebiliriz. Sonra isteyen, bunu kimin söylediğini ve neden söylediğini ayrıca tartışır.”
Hoca — hayal bu ya — bana döndü ve “Ahmet Bey, bu çok iyi bir fikir; neden bu konuda bir şeyler yazmıyorsunuz?” dedi.
Ben de aşağıdakileri kaleme aldım.
Büyük İktisatçılardan Bugünü Anlamak İçin Alınacak Temel Dersler
•Piyasalar tek başına işlemez; güvenlik, hukuk, devlet kapasitesi ve kurumsal düzen üzerine oturur.
•Dış ticaret ve küresel entegrasyon yalnızca refah üretmez; fiyatları, gelir dağılımını ve kırılganlıkları da değiştirir.
•Ekonomik krizler sistemik özeliklere sahiptir ve üretim, finans, ticaret ve siyasal yapılar arasındaki bağlantıların sonucudur.
•Asıl tehlike ilk şokun güven kaybına, likidite daralmasına ve fiyat bozulmasına zincirleme yayılmasıdır.
•Faiz, kredi ve fiyat sistemi bozulduğunda, dış şoklar ekonomi içinde çok daha güçlü büyütülür.
•Ekonomik hayat doğası gereği belirsizlik altında işler. Kriz ortamlarında belirsizlikler yönetilemez hale gelebilir.
•Uzun istikrar dönemleri aktörleri daha fazla risk almaya iter ve sistemin iç kırılganlığını büyütür.
•Piyasa siyasal olarak kurulmuş bir düzendir; doğal piyasa diye bir şey yoktur. Piyasa çökerse devlet, toplum ve güç ilişkileri yeniden belirleyici özellikleriyle geri döner ve piyasanın siyasal doğası açığa çıkar.
•Kapitalizm sürekli tekrarlanan sarsıntılar, yeniden yapılanmalar ve güç kaymaları üzerinden ilerleyen dinamik bir sistemdir.
•Bugünün jeopolitik, enerji, enflasyon, siber ve tedarik zinciri birbirine bağlanan sistemik risklerdir.
Şimdi isteyen bunları kimlerin söylediğini araştırıp konuşabilir. Ancak benim tavsiyem, bu işi biraz ertelemek gerektiği yönünde. Bugün, dünya bizi iktisatçıları değil iktisadı konuşmaya çağırıyor.
Nurlar içinde yat Hocam!
