0:00
/
0:00
Transcript

Krizler Neden Farklı Ulusal Stratejiler Üretir?

Merhaba.

Bu bölüm, Büyük Krizler Çağında Devlet ve Kriz Yönetimi: 1930’lardan Bugüne Bakış başlıklı podcast serisinin giriş bölümüdür.

Bu ilk bölümde ayrıntılı tarih anlatısına ya da tek tek ülke örneklerine hemen girmeden önce, serinin genel çerçevesini kuruyorum. Buradaki temel sorum şu: Krizler neden farklı ulusal stratejiler üretir? Aynı ölçüde ağır ekonomik ve siyasal sarsıntılar karşısında neden bazı devletler hızlı, kapsamlı ve eşgüdümlü adımlar atarken bazıları daha dar, daha gecikmiş ya da daha parçalı tepkiler verir?

Bu bölümde, krizleri anlamak için yalnızca sonradan alınan önlemlere bakmanın yeterli olmadığını vurguluyorum. Asıl önemli mesele, devletlerin yaşadıkları krizi nasıl tanımladığıdır. Çünkü bir yönetim yaşanan çöküşü öncelikle para düzeninin bozulması olarak görüyorsa başka türlü davranır; bunu işsizlik ve gelir kaybı sorunu olarak görüyorsa başka türlü; bunu toplumsal güvenin aşınması, devlet kapasitesinin zayıflaması ya da uluslararası düzenin bozulması olarak görüyorsa yine başka türlü hareket eder.

Dolayısıyla bu giriş bölümünün amacı, hem 1930’ların büyük bunalımına hem de bugünün çok katmanlı kriz ortamına bakarken şu temel düşünceyi yerleştirmektir: Devletleri birbirinden ayıran şey yalnızca ellerindeki araçlar değil, içinde bulundukları krizi nasıl gördükleri ve nasıl anlamlandırdıklarıdır. Aynı sarsıntı, farklı siyasal yapılarda, farklı tarihsel deneyimlerde ve farklı devlet geleneklerinde farklı biçimlerde okunur. Bu yüzden krizler tek başına ortak sonuçlar üretmez; aynı zamanda farklı ulusal stratejiler de üretir.

Serinin devamında bu çerçeveyi önce 1930’ların büyük güçleri üzerinden, ardından Roosevelt örneği üzerinden, sonra da bugünün Çin’i ve diğer büyük ülkeleri üzerinden açacağım. Bu ilk bölüm ise bütün bu tartışmanın kapısını açan genel giriş niteliğindedir.

Discussion about this video

User's avatar

Ready for more?