Sahte Görüntüler, Gerçek Sonuçlar: Deepfake Pornografi ve Dijital Çağda Kadın Olmak
Bir zamanlar “görmek inanmaktır” derdik. Fotoğraf ve video, gerçeğin kanıtıydı. Bugün ise tam tersine, gördüğümüz hiçbir şeyden emin olamıyoruz. Yapay zekâ ile üretilen deepfake pornografi yalnızca bunlardan biri. Deepfake, genel olarak hakikat, rıza ve iktidar arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye zorluyor. Kaçış yok; konu hepimizi ilgilendiriyor.
ABD’nin demokrat yayın organlarından The Nation’da Katha Pollitt’in son yazısında dikkat çektiği gibi, iş pornografiye gelince mesele birkaç marjinal internet kullanıcısının kötü bir şakasından ibaret olmayabilir. Artık herhangi bir sosyal medya fotoğrafı, birkaç tıklamayla pornografik bir senaryoya dönüştürülebiliyor. Ünlüler, gazeteciler, akademisyenler, politikacılar — hatta sıradan genç kadınlar ve çocuklar — bu dijital şiddetin hedefi olabiliyor. Üstelik bu içerikler “gerçek değil” denilerek hafife alınıyor. Oysa Pollitt’e göre tam da burada günümüzün en tehlikeli yanılgısı başlıyor.
“Gerçek Değil” Ama Gerçek
Bir görüntünün yapay olması, yarattığı utancı, korkuyu ve itibarsızlaştırmayı ortadan kaldırmaz. Sosyolojinin üzerinde durduğu sorunlardan biri olan “damgalama” (stigma), söylenenin gerçek ya da yalan olmasına her zaman bağlı değildir. Erving Goffman’ın vurguladığı gibi, toplumsal itibar bir kez sarsıldığında gerçeğin ayrıntıları önemini yitirir. İddia, ima ya da görüntü — doğru olsun ya da olmasın — kişinin sosyal konumunu zedeleyebilir.
Deepfake pornografi bu tür bir damgalamayı kolaylaştırmaktadır. Üstelik bu damga kalıcıdır: İnternet unutmaz. Bir iş başvurusunda, bir boşanma davasında ya da bir seçim kampanyasında sahte bir görüntü yeniden dolaşıma sokulabilir. Böylece birey, sürekli bir “kendini açıklama” yükü altında yaşamak zorunda kalabilir. Bu baskı, kamusal hayattan çekilmeye zorlayan güçlü bir caydırıcı etki yaratabilir.
Bu noktada meselenin boyutu, bireysel mağduriyet tartışmasını aşmaktadır. Söz konusu olan, kamusal alanda söz söyleyenlere — özellikle kadınlara yönelik — karalama ve baskılama eğiliminin yeni bir teknoloji aracılığıyla sürdürülmesidir.
Yeni Araç, Eski Düşmanlık
Kadınların kamusal görünürlüğü tarih boyunca engellenmeye çalışılmıştır. On dokuzuncu yüzyılda siyasi hak talep eden kadınlar “ahlaksızlıkla” suçlanıyordu. Yirminci yüzyılda güçlü kadınlar, cinsellikleri üzerinden itibarsızlaştırılıyordu. Deepfake pornografi, bu tarihsel izleğin dijital çağdaki son halkası olarak karşımıza çıkıyor.
Pollitt’in yazısı işte bu tarihe dikkat çekiyor. Bu nedenle deepfake pornografi, ifade özgürlüğü tartışmasına indirgenemeyecek kadar siyasal bir meseledir, diyor. Gerçekten de, bu içerikler “konuşursan, bedel ödeyebilirsin.” mesajı vermek için pek çok kadına karşı dolaşıma sokulabilir. Böyle bir ortamda rasyonel birey geri çekilmeyi tercih edebilir. Sonuç olarak daha az kadının sesi kamusal alanda duyulur olur.
Demokrasi İçin Bir Tehdit Daha: Hakikatin Aşınması
Deepfake teknolojisinin bir başka tehlikesi de bilginin doğruluğuna ilişkindir: Görüntüye duyulan güven şimdiden aşınmıştır. Dijital ortamda gördüğümüz her şey inkâr edilebilir. Gerçek görüntüler “deepfake” denilerek reddedilebilir; sahte olanlar ise gerçekmiş gibi dolaşıma sokulabilir. Bu durum, otoriter rejimlerin arayıp da bulamadığı bir fırsat sunar: Hakikatin sistematik biçimde belirsizleştirilmesi. Sanırım, yıllarca gururla dillendirdiğimiz “bilgi çağı” nitelemesinden sonra yaşadığımız ana “post-truth” (hakikat-sonrası) dünya demek pek çoğumuzu üzüyor. Çokça söylendiği gibi, bazen gerçekler acı olabiliyor.
